AKILSIZLIĞIN SONU HÜSRANDIR!


Bu makale 2014-11-30 15:13:40 eklenmiş ve 2397 kez görüntülenmiştir.

Kürt sorununda kalıcı bir çözüm adına oluşan umutlar, AKP iktidarının akılcı olmayan ve tabii ki devletçi tutumu sayesinde berhava olmak üzere. Sayın Abdullah Öcalan’ın özellikle son iki yıldır dikkat çektiği ve çözüme ilişkin geliştirdiği önerilerin, iktidar cephesinde anlaşılamadığı, dikkate değer bulunmadığı ortada. Öyle ki, çözüm söyleminin ötesine geçecek pratik hiçbir adım da atmadı.

AKP, çözüm konusundaki sahte tutumunu Kobanê pratiğiyle ele verdi. Bu zihniyetin, Kürt halkının kazanımlarını ilga etmek için nasıl sinsice bir plan dâhilinde hareket ettiği artık bir giz değil; IŞİD canilerini kullanmak suretiyle Kürt halkının Rojava’daki kazanımları hedeflendi. “Biz çözümden geri adım atmayız” diyerek de, canhıraş bir halde Kuzey halkını etkilemek istedi. 

PKK ÜZERİNDEN IŞİD'İ AKLAMAK

Kobanê'de elli gündür büyük bir direniş sergileniyor. Kürt halkının özgürlük savaşçısı evlatları, kenti savunmak için canıyla direniyor. Direndikçe güzelleşen o topraklar, dünya halklarının da büyük bir dikkat ve sempatiyle takip ettiği merkeze dönüştü. Ne var ki, Kobanê'de tek düşman IŞİD değil. Halk, IŞİD canilerinin işgal ısrarının arkasındaki gücü, AKP'yi görüyor. PYD ile IŞİD’i, PKK ile IŞİD'i aynı kefeye koyması, AKP'nin kirli, sinsi niyetinin anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Öylesine bir mukayese olmadığını; arka planında, Kürt hareketinin meşru zeminini genişletmesine dönük bir karşı propaganda olduğunu anlamak lazım. Öyle ya, Kürt hareketini IŞİD üzerinden lekelemek isterken, IŞİD'i aklamak için tertemiz bir örnek bulması gerekirdi!

Türk hükümetinin bu tutumu, kendisi açısından ters teperek, Kobanê konusunda hassasiyetleri artırdı ve Kürt halkı öfkesinin dışa vurdu! Onlarca insan devlet güçlerinin ve sivil faşistlerin saldırılarıyla yaşamını yitirdi. AKP olan bitenle hiç ilgisi yokmuş gibi davranarak HDP’yi ve özelde Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş'ı suçlayarak hedef haline getirdi.

Özünde ise hükümetin güncel ama geleneksel politikaları çatışma ve ölüm haberleriyle bizi sarsıyor. Kars ve Hakkâri’den gelen ölüm haberleri hükümetin sürece aykırı reflekslerinin sonucu. Bu ölümler hevesle barışı bekleyenleri mutlu etmez ama ırkçı çevrelerin yeniden palazlanmasını sağlar. AKP'nin tüm bu karmaşaya 'dur' diyecek bir gayreti olmazsa geçmiş yılları da aratacak iç savaşa sürükleneceğiz.

Kuşkusuz bu gidişatı durduracak olan iktidarın kendisidir. Ancak o da, umudun değil umutsuzluğun sembolü haline gelmiş durumda. Sürecin barışa evirilmesi mümkünken, AKP kin ve öfkeyi büyütmenin peşinde. Polisin yetkilerini artıran paketi ayrı bir başlık ama şimdilik sadece atıfta bulunmuş olalım.

 

***

Bu anlamda Dersim’den son zamanlarda gelen haberler hepimizi sıkıyönetim günlerine yeniden götürmeye yetti. Dersim, yeniden giriş ve çıkışların engellendiği, yasaklı bir kente dönüştürülmüş durumda. Dersim Soykırımı üzerinden sözüm ona özür dileyen iktidarın, doğrusu, Dersimlilerin ölmüşlerine bile saygısını esirgiyor.

Dersim, tarihinden gelen travmalarla hâlâ boğuşan bir kent ve bunu aşmak için büyük bir sabırla mücadele ediyor. Son otuz yıllık savaşın yarattığı ağır tahribatların yükünü omuzlarında taşıyor. 

Dersimliler, topraklarında kefensiz yatan onlarca gerilla için harekete geçerek Pülümür Vadisi üzerinde bir mezarlık oluşturdu. Bu mezarlıkla ilgili uzun süreden beri devam eden çalışmalar bitirildi ve Dersim dağlarında hayatını kaybetmiş onlarca gerillanın gömülmesi sağlandı.

Devlet, sanki onu hiç tanımadığımızı sanıp, 'çözüm süreci’ne rağmen kendini nasıl belli edeceğini şaşırmış durumda. Dersim ve 7 ilçesine giriş ve çıkışları yasaklaması başka ne anlama gelir? Onun hiçbir akıl ve vicdanın benimsemeyeceği tatbikleri, hepimizin en çok ihtiyacı olan şeyi; sürece güven ve halk desteğini kırıyor. Dersim halkı ise bu politikaları boşa çıkartan bir kararlılıkla mezarlığı koruyacaktır.

SEYİT RIZA VE ARKADAŞLARINI ANIYORUZ

15 Kasım 1937 yılında Elazığ’da birlikte tutulduğu, altı Dersim’in ileri gelen arkadaşıyla birlikte idam edildi. Seyit Rıza, idam edildiğinde 75 yaşındaydı. İdamın kanunlara uygun olması için yaşı küçültülürken, küçük olan oğlu Resik Usen’in yaşı ise büyütüldü. 

Bundan tam 77 yıl önceydi. İdam edilmeden önce bu yaşlı bilge insana son arzusu soruldu.  Cevabı “Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz “olmuştu. Tam bu sırada oğlu Resik Usen, boynuna geçirilmiş iple son nefesini veriyordu. Bu isteği yerine getirilmemiş ve oğlu kendisinden önce idam edilmişti.

Seyit Rıza idam edilmek için meydana çıkarıldığında hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ayaklarını emin adımlarla sehpaya koyduktan sonra büyük kalabalığa seslenir gibi haykırdı: “Evladı Kerbelayime, bê gunayime, Ayıvo zulimo, Cinayeto” (Evladı Kerbelayıh. Bi hatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir) 

Dersimlilere Seyit Rıza ve diğer altı Dersim büyüğü olan Uşenê Seydi, Fındık Ağa, Hesene İvrayim, Aliye Mirzali, Hesen Ağa ve Resık Usen’in idam edildikten sonra gömüldükleri yeri söylemeyen devlet, torunlarının toprağa kefensiz düşen bedenlerinin bir mezarda toplanmasını da engellemek istiyor.

77 yıl aradan sonra devlet, yeniden geleneksel politikalarına sarılmış görünüyor. Seyid Rıza ve arkadaşlarını idam edilişlerinin 77. yılında anarken, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün yüzüne söylendiği iddia edilen o sözleri bir daha hatırlatmak isterim:  "Sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun."

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Anket
Dersim Haber  Merkezi
© Copyright 2013 DM ISLEM. Tüm hakları saklıdır. Bu site DM ISLEM haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.